Tn İstanbul Medya Reklam Turizm Ticaret Limited Şirketi

Nisan Ayının Çocuk Yüzü

Genel

Uzak Coğrafyalarda Aynı Gülüş

Nisan ayı, dünyanın neresine bakarsanız bakın, çocukların sesiyle anlam kazanır. Baharın ince ışığı, en çok onların yüzünde çoğalır; rüzgâr, en çok onların oyunlarına karışır. Coğrafyalar değişir, diller değişir ama çocukluğun neşesi aynı seslerle yankılanır.

Vietnam’ın kuzeyinde, sislerin arasına saklanmış Sapa köylerinde, dağların eteklerinde ip atlayan çocuklar vardır. Toprak hâlâ sabahın serinliğini taşırken, çıplak ayaklarıyla yere ritim tutarlar. İpin havada çizdiği yarım daire, sanki zamanı ikiye böler: bir yanı geçmişin sessizliği, diğer yanı kahkahaların bugünü. Her sıçrayışta, dünya biraz daha hafifler; sanki yüklerinden arınır. Onların oyunu, sadece bir eğlence değil, varoluşun en saf ifadesidir.

Güneydoğu Asya’nın bir başka köşesinde, Kamboçya’nın kadim taşları arasında, Angkor’un gölgesinde dolaşan küçük rahip adayları vardır. Turuncu cüppeleri, gün doğumunun ilk ışıklarıyla aynı renge bürünür. Ellerinde kutsal metinler, gözlerinde çocukluğun henüz silinmemiş merakı… Tapınak avlusunda yürürken, bir anlığına ciddiyetleri dağılır; bir kuşun kanat çırpışı, bir yaprağın düşüşü onları yeniden çocuk yapar. Disiplin ile oyun arasındaki o ince çizgide, hayatın en gerçek hâli gizlidir.

Dünyanın başka yerlerinde de çocuklar, Nisan’ı kendi dillerinde kutlar. Afrika’nın kırmızı topraklarında lastik tekerlek peşinde koşanlar, Avrupa’nın taş sokaklarında tebeşirle hayaller çizenler, Anadolu’da rüzgâra karşı uçurtma tutanlar… Hepsi, aynı gökyüzüne bakar aslında. Çünkü çocukluk, sınır tanımayan bir ülkedir.

Bir çocuğun kahkahası, en evrensel dildir. Ne tercümeye ihtiyaç duyar ne de açıklamaya. O kahkaha, bazen bir ipin ritminde, bazen bir tapınak avlusunda, bazen de bir sokak köşesinde yankılanır. Ve her yankı, bize aynı şeyi hatırlatır: Dünya, çocukların gözünden bakıldığında hâlâ iyileşebilir bir yerdir.

Nisan ayı bu yüzden özeldir. Sadece baharın gelişi değil, aynı zamanda çocukluğun yeniden hatırlanmasıdır. Unuttuğumuz oyunları, ertelediğimiz sevinçleri, susturduğumuz iç sesimizi yeniden çağırır. Belki de bu yüzden, bir çocuğun ip atlarkenki ciddiyetine ya da bir rahip adayının gözlerindeki şaşkınlığa bakmak yeterlidir. Çünkü o anlarda, hayatın en sade ve en doğru hâli görünür.

Ve belki de en önemlisi: Dünyanın neresinde olursak olalım, bir çocuğun oyununa kulak verdiğimizde, aslında kendi içimizde kaybettiğimiz o küçük sesi yeniden duyarız. Nisan, bize bunu hatırlatır, her yıl, yeniden ve usulca.

Ahmet KAHYAOGULLARI

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.