Covid-19 Sürecinde Ekonomilerin İkinci Dalga Korkusu


Ayşegül AK

Ayşegül AK

Okunma 04 Temmuz 2020, 15:17

Covid-19 sürecinin ekonomik, toplumsal ve psikolojik boyutları olacağı aşikâr. Küresel küçülmenin ikinci dalga olmadığı durumda makro ölçekte yüzde 6, olduğu durumda yüzde 7,6 olacağı tahmin ediliyor. İşsizlik oranının ise 2021’de yüzde 16,1 olması bekleniyor.

Koronavirüs salgınının etkileri ekonomik anlamda tüm ülkeleri zora sokmaya devam ederken, ilaç ve aşı kısmında net sonuçların alınamaması yeni dalgalarla karşılaşılması korkusunu artırıyor. Peş peşe gelen normalleşme adımları içerisinde yeni düzene uyum açısından sosyal mesafe kuralları, ateş ölçümleri ve restoranda arada bir masanın boş bırakılması gibi önlemlerle atılsa da uygulamada firelerin olması, virüsün etkisinin artarak süreceği beklentisi oluşturuyor. Bu süreçte pek çok kuruluş raporlar yayınlayarak beklentilerini senaryolarla ortaya koyuyor.  OECD’nin yayınladığı raporda da ikinci dalganın olduğu ve olmadığı durum iki ayrı şekilde analiz edildi. Küresel küçülmenin ikinci dalga olmadığı durumda makro ölçekte yüzde 6, olduğu durumda yüzde 7,6 olacağı tahmin ediliyor. Türkiye için ise ikinci dalganın olmadığı senaryoda; 2020 yılı için GSYİH -4,8 ve 2021 yılı için 4,3 büyüme tahmin edilirken, 2020 ve 2021 yılları için işsizlik tahmini sırasıyla yüzde 15,6 ve 14,2 olarak verildi. İkinci dalganın olduğu senaryo ise mevcut durumun kötüleşmesine bağlı olarak tahminlerde de kendini gösteriyor ve GSYİH’nın 2020 yılı için -8,1 ve 2021 yılı için 2,0 büyüme oranında kalacağını ortaya koyuyor. İkinci dalganın etkisiyle bu durumda toparlanma yavaş gerçekleşiyor.

İşsizlik Verilerinde Beklentiler

Toparlanma denilse de gözden kaçırılmaması gereken husus; bu derece küçüldükten sonra bir ekonominin sonraki dönemde büyümesi aynı ölçüde olmazsa, ilk andaki mevcut durumunun altında bir noktada GSYİH değerinin kalması. Yüzde 8 gibi bir düzeyde küçülen ekonominin bir sonraki dönemde yüzde 2 oranında büyümesinin ekonominin mevcut potansiyel üretim düzeyine ulaşması, dolayısıyla işsizlik sorununa çözüm üretmesi yıllara yayılan bir süreç olur. İşsizlik verilerinde ise beklentiler, 2020’de yüzde 16,8 ve 2021’de yüzde 16,1 olacağı yönünde.  Projeksiyonlar bu şekildeyken, hâlihazırda son açıklanan TUİK verilerine göre Mart 2020 için işsizlik oranı yüzde 13,2 ve genç işsizliğinin yüzde 24,6 olması, neredeyse her dört gencimizden birinin potansiyelini üretime katamaması, istihdam olanakları oluşturan bir büyüme modelinin gerekliliğini ortaya koyuyor.

2021’de Toparlanma Görülebilir

Koronavirüs tedbirleri kapsamında işten çıkarmanın yasaklanması, bir müddet istihdamdaki reel kaybı engellese de özellikle hizmet sektöründeki işgücü kaybı izolasyonun kaldırılmasıyla yerine konamayabilir. Ayrıca durma noktasına gelen talebin hangi hızda artışa geçeceği veya talep gerçekleşip gerçekleşmeyeceği de yine ikinci dalga beklentileri ile paralellik seyreden bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Covid-19 sürecinin ekonomik, toplumsal ve psikolojik boyutları olacağı aşikâr. İşsizlik verileri içerisinde düzenli olarak açıklanan istihdama katılmayan, iş aramayıp çalışmaya hazır olan , “İş yok, olursa çalışırım” diyen kitlenin 3 milyon 728 bine, iş bulma ümidi olmayanların sayısının 1 milyon 174 bine ulaşması, sürecin umutsuzluğu tetiklediğinin göstergesidir. Tüm dünyada pandeminin etkisi iş ararken umudunu yitirme ve iş kaybı yaşayarak işsizler sınıfına katılma olarak kendini gösteriyor. ABD’de haftalık işsizlik maaşı başvurularının sayısının ilk defa 41 milyona ulaşarak koronavirüs sürecinin,  Büyük Buhran döneminin önüne geçtiği belirtiliyor.

Normalleşme adımları ile tüm dünyada ekonomik darboğazdan çıkma, dolayısıyla sosyal bunalımların önüne geçme hedeflenirken, ikinci dalganın gerçekleşmemesi halinde büyüme ve işsizlik verilerinde 2021 yılı itibariyle toparlanma görülebilir; ancak görünen o ki Dani Rodrik’in deyimiyle, bu yıl tüm dünya ülkeleri için ekonomik açıdan beklenmedik bir felakete yol açmıştır.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.