GÜMRÜK KAPISINDAKİ RİSK


Özlem Arslan KART

Özlem Arslan KART

Okunma 03 Eylül 2019, 12:22

Yurt dışında marka tescili, ihracat yapan firmaların ilk adımı niteliğindedir. Taklit riskine karşı alınan tedbirler nedeniyle, ihracatçıların ihracat yaptığı ülkenin sınırlarına dahi giremeden gümrük kapılarında mağdur edilme riski vardır.

Türkiye’de, 1980’li yılların başından itibaren kalkınmanın ve yüksek milli gelire sahip olma politikasının temeli ihracata dayandırılmıştır. O yıllardan itibaren dünyada siyasi sınırların yeniden belirlenmesi, yeni tüketici pazarlarının açılması, ticari blokların kurulması, ticaret anlaşmaları ve Dünya Ticaret Örgütü'nün kurulması ülkemizin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkeler için yeni ticari fırsatlar yarattı. Tüm bu gelişmeler ülke üretim stratejisini de belirledi. Tüm üreticiler, üretim ve hizmet kalemlerini bu trendler ışığında yönlendirip geliştirdi. Satış ve karlılık açısından, dünya pazarlarından pay almak, piyasa koşullarında dengede hareket etmek, büyümek, dış piyasaya açılarak iç piyasa koşullarından etkilenmemek gibi birçok faktörü göz önünde bulunduran tüm firma sahipleri ihracata yöneldi. Bu durum ülkemizde ihracat yapan tüm firma sahipleri için riskleri de beraberinde getirdi. Bu risklerin temelinde ise, rekabet ortamının çok sert yaşanması yatar.

Küreselleşmenin En Büyük Tehdidi Taklit

Küreselleşme ile dünya tüm ülkeler için bir ortak pazar haline gelmiştir. Firmaların büyüklüğü fark etmeksizin global arena tüm firma sahiplerine açıktır ve rekabet her firma için aynı sertliktedir. Küreselleşen ticaret arenası, bu pazardan pay alan herkesin risk haritasını yeniden analiz edip sınırlarını çizmesi gerektiğini deneyimlerle ortaya koymuştur. Haritanın yüz ölçümünde en büyük yeri taklit riski alır; çünkü taklit edilmek hem benzersizlik hem de inovasyon ilkesini ortadan kaldırarak haksız rekabet ortamına yol açar. Yıllar içinde sektörel ayrım olmadan herkes taklit riskine karşı gardını almak zorunda kalmıştır.

İhraç Edilecek Marka Benzerlik Göstermemeli

İhracat yapan her işletmenin, faaliyet gösterdiği ve faaliyet göstereceği ülkelerde marka araştırması yaptırması gerekir. Marka araştırması sonucunda ürünlerini ve/veya hizmetini -eğer benzerlik ilkesi yoksa- bu marka altında üretmesi ve tescil başvurusu yapıldıktan sonra ürünlerini ihraç etmesi en doğru yöntemdir. Eğer ihraç etmek istediği marka, benzerlik gösteriyorsa kesinlikle markayı değiştirerek ticaretine yön vermelidir; çünkü tescil ettiremediği marka ile ihracat yapacak firma çift yönlü risk altına girecektir. Hem kendisi bir başka markayı taklit edecek ve herhangi bir itirazda hukuki olarak sıkıntıya düşecek, malların gümrükte kalması gibi durumlarla karşı karşıya kalacak hem de firmanın markasının o ülkede bir başka kişi/firma tarafından taklit edilme riski oluşabilecektir.

İhracatın Kimliği Yurt Dışı Marka Tescili

İhracatçının ihracat yaptığı ülkede yurt dışı marka tescili firmasının kimliğidir. Bu kimlik onu benzersiz kılar. Ülkemizin politikaları sizin bu kimliği edinmeniz için ciddi teşvikler sunuyor. Özellikle KOBİ’ler için yurt dışı marka tescili yüzde 50 oranında ve yıllık en fazla 50 bin dolara kadar destekleniyor. Bu destek kapsamında; marka ve patent bürosu hizmet, danışmanlık giderleri, markanın o ülkede başka bir şirket adına tescil ettirilip ettirilmediğine ilişkin olarak yapılacak araştırma ve inceleme gibi giderler, yurt dışında tescil ettirilmiş markalarının korunmasına ilişkin avukatlık gibi giderler için destek sağlanıyor.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.