Kültürlerarası Farklılıklar Bağlamında Covid-19 Salgınına Bakış


prof.Dr.Feride Bahar Işın

prof.Dr.Feride Bahar Işın

Okunma 03 Temmuz 2020, 13:45

Covid-19’a ilişkin farklı kültürlerin verdiği çeşitli tepkiler, salgının o ülkelerde yarattığı yıkımın yoğunluğu ile de ilişkilendirilebilir. Hevesli toplumların sosyal mesafeyi ve hatta Covid-19 salgınını mümkün olduğu kadar olumlama yaparak değerlendirdikleri görülür.

Covid-19 salgını yüksek ölüm riski ve yayılma oranıyla, küresel boyutta tüm ülkeleri ve kültürleri etkiledi. Bu durumda ilişkin, herhangi bir aşı ya da ilacın olmaması, mücadele yöntemi olarak kendi kendine karantina, sosyal mesafe ve izolasyon önlemlerini ön plana çıkardı; ancak Covid-19’a ilişkin farklı kültürlerin verdiği çeşitli tepkiler, salgının o ülkelerde yarattığı yıkımın yoğunluğu ile de ilişkilendirilebilir. Ayrıca, vatandaşlara yönelik kullanılacak iletişim dilini de kültürlerin baskın özelliklerine göre şekillendirmek gereklidir. Doğru iletişim dilinin kullanılması, Covid 19 salgınına ilişkin önlemlerin daha etkin ve etkili biçimde benimsetilmesi açısından büyük önem taşır.

Sosyal Mesafe Önlemleri

Edward T. Hall (1966) tarafından, insanlar arasındaki ilişkiye bağlı olarak tanımlanan göreceli mesafe sınıflandırması içinde yer alan sosyal mesafe, 1.2 ile 3.7 metre arasındaki mesafeyi ifade eder. Sosyal mesafe önlemleri kurumsal ve kişisel olarak alınabilir. Kurumsal sosyal mesafe önlemleri; okulların ve iş yerlerinin kapatılması şeklinde olabilirken, kişisel sosyal mesafe önlemleri fiziksel olarak diğerleri ile bir araya gelmemek olarak örneklendirilebilir.

Güç Mesafesi

Düşük belirsizliğe hoşgörü düzeyi olan kültürler krizlerde daha hızlı eyleme geçerler; çünkü krizin yarattığı gerginliği ve belirsizliği ortadan kaldırmayı tercih ederler. Bu bağlamda, düşük belirsizliğe hoşgörü düzeyi olan kültürlerde hızlı bir Covid-19 önlemler dizisi benimsenmiştir. Güç mesafesi değerleri deparalel bir eğilim yaratır. Güç mesafesi yüksek olan toplumlarda gücün eşit dağıtılmadığı bakış açısı egemendir. Güç mesafesinin yüksek olduğu kültürler hükümetin krize ilişkin kurallarını ve kararlarını sorgusuz sualsiz kabul ederek uygularlar. Güç mesafesinin düşük olduğu toplumlarda ise sokağa çıkma yasakları ya da iş yerlerinin kapanması daha fazla sorgulanmıştır. Sosyal mesafeyi uygulamak istemeyen, maske takma kuralına uymayan ya da sokağa çıkma yasağına karşı çıkan kültürler de Covid-19 salgının daha yoğun görüldüğü verilerle desteklenir.  

Sosyal Mesafe Algısı

Bireyci ya da ortaklaşa davranış kültürünün baskın olduğu toplumlar, Covid-19 salgınında farklı tepkiler vermişlerdir. Bireyci kültürlerde bireyin kendine ve otonomisine vurgu yapılırken, ortaklaşa davranış kültürlerinde gruba uyum ve grup bilinci egemendir. Diğerlerini de düşünmek ve korumak, çoğunluğun iyiliği için hareket etmek, ortaklaşa davranış toplumlarında daha belirgin gözlendiği için kurallara uyum daha yoğundur. Diğer yandan, sosyal mesafe algısı, ortaklaşa davranış toplumları için bir sorunsalı oluşturur. Bireyci toplumlarda sosyal mesafe algısı, iletişim normallerini oluşturduğu için herhangi bir sıkıntı yaşanmaz; ama özellikle Türk kültürü gibi hem ortaklaşa davranış kültürünün hem de yüksek bağlamın egemen olduğu kültürlerde sosyal mesafe- kuralına uymak, oldukça önemli bir sorunsalı oluşturur. Bu bağlamda, şu anda Türkiye’de bu kurala uyumu destekleyebilmek adına “gönül selamı” biçiminde sosyal mesafeyi destekleyen bir selamlaşma biçimi benimsenmiştir. Ortaklaşa davranış kültürleri, dayanışma, biz olma bilinci, askıda ekmek gibi yardımlaşma davranışları hususunda Covid-19 salgını sırasında daha istekli hareket etmişlerdir.

Hevesli Toplumlar

Heveslilik ve kısıtlılık, kültürün göreceli olarak isteklerini ve heveslerini yerine getirmekte kendilerini ne kadar özgür bıraktığı ya da katı kurallar tarafından kontrol edildiğiyle ilgilidir. Hevesli toplumların sosyal mesafeyi ve hatta Covid-19 salgınını mümkün olduğu kadar olumlama yaparak değerlendirdikleri görülür. Bu iletişim dilini sosyal mesafeye ya da Covid-19’a ilişkin sosyal medya ve diğer iletişim kanallarında rahatlıkla gözlemlenebilir. Hevesli toplumlardaki iletişim dili daha mizahi olarak görülür. Bu noktalardan hareketle, Covid-19 salgınına ilişkin alınacak önlemler, bu önlemlerin vatandaşlara nasıl benimsetileceği ve hangi iletişim dilinin uygun olduğu kültürel özellikler de göz önüne alınarak planlanmalıdır.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.