RRİSKLER VE FIRSATLAR ÜZERİNE: KORONOVİRÜS SALGINININ TÜRKİYE’YE YANSIMALARI


Ayşegül AK

Ayşegül AK

Okunma 05 Mart 2020, 12:21

Aralık sonu itibariyle dünya ekonomileri için 2020 yılının zor geçeceğini beklerken, yayılmaya başlayan koronavirüsün dünya ticaretine olası etkileri bir başka risk unsuru olarak karşımıza çıktı. Mevcut duruma bakılınca, ilk etapta sektörün önde gelen temsilcilerinin sürece dair olumlu beklentileri olduğunu söyleyebiliriz.

İlk olarak Çin'in Wuhan kentinde 12 Aralık 2019'da tespit edilen koronavirüsün kısa sürede diğer şehir ve ülkelere yayılması üzerine, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) “acil durum” ilan etti. Salgın nedeniyle can kaybı son verilere göre 2800 ve virüsün görüldüğü vaka sayısı 80 bine ulaşmıştı. Virüsün yayılımının ticari etkileri; Sars virüsüyle kıyaslansa da, Çin’in şu an dünya ticaretindeki ikinci büyük ekonomi olması nedeniyle kıyas kabul etmeyecek düzeyde önemlidir. Türkiye ile dış ticaret rakamlarına bakılacak olursa, yaklaşık 20 milyar dolar ithalat ve yaklaşık da üç milyar dolar ihracat yaptığımız bir ülke. Dünya ticaretine ve ülkemize yansımalarına arz yönlü ve talep yönlü olarak bakmalıyız. Öncelikle Çin 1 milyar 400 milyon nüfusuyla çok büyük bir pazar konumunda. Büyümesinin yavaşlaması ve Çinli turistlerin yurt dışına çıkış yasağının gelmesi pek çok ülkenin turizm gelirine negatif etkide bulunacaktır. Özellikle ülkemizde Kapadokya Bölgesi’nde iptallerin olduğu görülmektedir. Bir yandan da Uzak Doğu’ya yapılacak seyahat rezervasyonlarının yerini yeni rota olarak Batılı turistlerce ülkemizin alması turizm gelirlerini artırıcı unsur olacaktır.

Sektör Temsilcilerinin Sürece Dair Beklentileri Olumlu

Diğer yönden Çin’in temel tedarikçi durumuyla örtüşür şekilde arz sıkıntısının tüm dünyaya etkisi mevcut stoklar ne olacağı sorusunu akla getiriyor. Dünyanın bir numaralı ara malı tedarikçisinde üretim kısıtlamalarına gidilmesinin dünya ticaret hacmini daraltacağı beklentisi hakimken, ülkemizin stratejik konumu nedeniyle oradan kaydırılan mal siparişlerinin gelmesiyle üretim rakamlarına olumlu yansıyacağı beklenebilir. Ancak bir sonraki dönemde ihraç pazarlarımızdaki daralmaya bağlı olarak, ek üretim siparişlerinin geçilmemesi bir başka deyişle küresel durgunluğun hakim olması, ilk dönemde üretim artışına dönüşen verilerin tekrar eski düzeyine dönmesine neden olabilir. Mevcut duruma bakılınca, ilk etapta sektörün önde gelen temsilcileri tarafından sürece dair olumlu beklentilerin olduğunu söyleyebiliriz. TİM Başkanı İsmail Gülle, Türkiye'nin ihracatının Çin'de ortaya çıkan koronavirüs kaynaklı gelişmelerden olumlu etkileneceğini ve Türkiye’nin tekstilden gıdaya, makineden elektroniğe kadar pek çok sektörde, birçok alanda Çin’e alternatif olduğunu belirtti. İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Başkanı Mustafa Şenocak da dünyadaki zincir mağazaların Türkiye’yi kapasite konusunda yoklayamaya başladığını ve derinin çeşitli sektörlerine taleplerin arttığını, olumlu yansımaların somut olarak görüneceğini söyledi. Şenocak, 2020 yılı içinde ihracata yüzde 15 pozitif yansıma olacağını ve bu artışın koronavirüs sonrası da devam edeceğini ekledi. DEİK Asya Pasifik İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Murat Kolbaşı ise Çin’de üretimin 60 ila 120 gün gecikmesini beklediklerini, tedarikte oluşacak boşluğu Türkiye gibi genç makine parkuruna sahip ülke doldurabileceğini ve Çin’in üretimde devreden çıkmasıyla Türkiye bir ivme yakalayabileceğini açıkladı. Kolbaşı, Çin’in yarattığı boşluğun ne kadarını Türkiye’nin yakalayabileceği konusunun çok önemli olduğuna vurgu yaptı.

İvmenin Sürdürülebilirliği Önemli

Dolayısıyla bir kapasite artışı olacağının genel olarak beklendiğini söyleyebiliriz. Bunun ne kadarının sürdürülebilir olduğunu verilere bakarak takip etmemiz gerekir. Krizin fırsata dönüşmesi muhakkak ki olumludur; ancak uzun vadeli planlamalar ile kapasite artışı ve yüksek teknolojili üretim amaçlanarak elde edilen kazançların sürekliliği sağlanmalıdır.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.