Norveç’in kuzeyinde, haritaların kenarına iliştirilmiş gibi duran Tromsö, kış gecelerinde gökyüzünü bir sahneye dönüştüren nadir şehirlerden biri ve aynı zamanda Kuzey Kutup Dairesi'nin en büyük yerleşimidir. Burada zaman, karla örtülü sokaklarda ağır ağır ilerlerken, gökyüzü acelecidir; çünkü aurora borealis her an belirebilir. Beklemek bu şehrin bir parçasıdır: soğuğu, sessizliği ve karanlığı kabullenerek beklemek kendi iç dünyanızda yol almak gibidir.
Akşam, fiyordların üzerinden yavaşça inerken şehir ışıkları loş bir perdenin arkasına çekilir. Nefesiniz buhar olur, ayaklarınız karın altında hafifçe gıcırdar. Başınızı kaldırdığınızda gökyüzü önce koyu bir laciverte bürünür; ardından sanki görünmez bir el, perdeyi aralamış gibi olur. İnce bir yeşil çizgi belirir. Tereddütlü, utangaç. Sonra güçlenir, dalgalanır ve gökyüzü hareket etmeye başlar.
Aurora borealis, izleyeni sessizliğe zorlayan bir gösteridir. Alkış istemez, açıklama beklemez. Gökyüzünde kıvrılan yeşiller, morlar ve bazen pembeye çalan tonlar; rüzgârla savrulan ipek kumaşları andırır. Bir an için her şey durur: şehir, insanlar, düşünceler. O an Tromsø sadece bir yer değil, bir tanıklık noktasıdır.
Bu ışıklar ne sadece bir doğa olayıdır ne de basit bir görsel şölen. Onlar, kuzeyin binlerce yıldır anlattığı bir masal gibidir. Sami halkının efsanelerinde ruhların dansı olarak anılan bu ışıklar, modern çağda bile gizemini korur. Soğuğun keskinliğine rağmen içinizi ısıtan bir duygu bırakır; çünkü insana evrenin ne kadar büyük, kendisinin ise ne kadar küçük olduğunu hatırlatır.
Tromsö’de aurorayı izlemek, bir manzaraya bakmaktan çok daha fazlasıdır. Bu, sabrı öğrenmek, karanlıkla barışmak ve sonunda ödüllendirilmektir. Gökyüzü, nadiren bu kadar cömert davranır. Işıklar yavaşça solduğunda, geriye sadece sessizlik kalır. Ama o sessizlik artık boş değildir; hafızaya kazınmış bir anıyla doludur.
Kuzey ışıkları kaybolur, gece devam eder. Fakat Tromsö’den ayrılırken bilirsiniz ki, gökyüzüyle aranızda artık görünmez bir bağ vardır. Ve bir kez aurorayı gördükten sonra, karanlık hiçbir zaman eskisi kadar siyah değildir.