Lojistikte Yeni Dönem Hız, Teknoloji ve Sürdürülebilirlik Bir Arada
E-ticaretin hızla büyüdüğü günümüzde lojistik sektörü yalnızca teslimat süreçlerini değil, müşteri deneyimini de yeniden şekillendiriyor. HepsiJET Genel Müdürü Atilla Alver, Türkiye genelinde kurdukları yaygın operasyon ağı, veri odaklı yönetim anlayışı ve yapay zeka destekli sistemlerle sektörde nasıl fark yarattıklarını anlatıyor.
Günlük operasyon süreçlerinizi nasıl yönetiyorsunuz?
Türkiye’nin dört bir yanına yayılan yapımızla, binlerce taşımacı ve güçlü özmal filomuzla desteklenen, teknolojiyle sürekli optimize edilen dinamik bir lojistik ekosistemi yönetiyoruz. Bu anlayış doğrultusunda 5 bini aşkın taşımacımız ve 50’nin üzerindeki özmal filomuz bulunuyor. Türkiye genelinde 21 transfer merkezi ve 250 şubeden oluşan yaygın ağımızla operasyonlarımızı sürdürüyoruz. Aynı gün ve randevulu teslimattan iade süreçlerine, tahsilatlı gönderilerden XL taşımaya kadar uzanan geniş hizmet setimizle müşterilere hız kadar kontrol hissi de sunan bir deneyim sağlıyoruz.Geliştirdiğimiz canlı takip teknolojisiyle teslimat sürecini bir “bekleme” anı olmaktan çıkarıp şeffaf ve öngörülebilir hale getirirken, 81 ilde hayata geçirdiğimiz Pazar günü teslimat uygulamasıyla operasyonel gücümüzü müşteri beklentileriyle buluşturuyoruz.Aynı zamanda kapıda nakit ödeme modelimizi yüzlerce iş ortağımızla büyüterekkullanıcılar için esnek bir alışveriş deneyimi oluşturuyoruz.
Akıllı lojistik, otomasyon veya yapay zeka uygulamalarınız var mı?
Transfer merkezlerimizi ve şubelerimizi otomasyon, veri analitiği ve akıllı operasyon sistemleriyle yeniden tasarlıyoruz.Aynı zamanda süreçlerin uçtan uca otomatik hale gelmesiyle hem operasyonel hataları azaltıyor hem de hız ve izlenebilirliği önemli ölçüde artırıyoruz.Yapay zeka bizim için büyüme, memnuniyet ve daha akıllı bir ekosistem demek.Rota optimizasyonundan adres yönetimine, müşteri geri bildirimlerinden teslimat takibine kadar tüm süreçleri veriyle beslenen akıllı sistemlerle yönetiyoruz.Bu sayede hem operasyonel verimliliğimizi artırıyor hem de daha düşük karbon ayak iziyle daha sürdürülebilir bir yapı kuruyoruz.Bu dönüşümün en güncel örneklerinden biri İstanbul Kıraç’ta devreye aldığımız 4 bin 500 metrekare kapalı alana sahip yeni transfer merkezimiz. Singulator ve Cross-Belt Sorter teknolojilerini ilk kez birlikte kullandığımız bu tesis, günlük 400 bin paket işleme kapasitesiyle bugüne kadarki en yüksek kapasiteli operasyon noktamız.
Artan rekabet ortamında öne çıkmak için nasıl bir strateji izliyorsunuz?
HepsiJET özelinde lojistik, paketleri bir noktadan diğerine taşımaktan ibaret değil, müşteri deneyimini yeniden tanımlayan bir alan. Bu nedenle tüm kurgumuzu teknolojiyle güçlendirilmiş, sürekli öğrenen bir sistem olarak ele alıyoruz.HepsiJET’te farklı beklentilere sahip kullanıcıların yer aldığı dinamik bir yapıyı yönetirken, özellikle kampanya dönemlerinde farkı yaratan unsurun öngörü olduğunu biliyoruz. Veriye dayalı modellerimizle talebi önceden okuyup operasyonumuzu daha gerçekleşmeden optimize ediyoruz.Hepsiburada platformunun ötesinde, farklı perakende iş ortaklarımıza sunduğumuz taşıma hacmini de istikrarlı biçimde büyütüyoruz. Farklı markaların operasyonlarını da aynı hassasiyetle yöneterek tüketici beklentilerini en doğru şekilde karşılayan bir yapı kuruyoruz. Özellikle Türkiye’nin önde gelen markaları için mağaza ve depo operasyonlarını kapsayanHepsiJET PRO hizmetimizle bu stratejimizi daha da geliştirmeye kararlıyız.
Elektrikli araçlar veya çevre dostu lojistik çözümler gündeminizde mi?
Elektrikli araçlar karbon emisyonunu doğrudan azaltırken, dijitalleşme de bu araçların en verimli şekilde kullanılmasını sağlıyor. Bizim için gerçek etki, bu iki alanı doğrukurguladığımızda ortaya çıkıyor.24 araçla başladığımız elektrikli filo yatırımlarımızı 125 araca çıkardık. Dolayısıyla operasyonlarımızın karbon yoğunluğunu kilometre bazında azaltıyoruz.Kilometreyi azaltmak aslında operasyonu daha akıllı hale getirmekten geçiyor. Rota optimizasyonu, talep tahmini ve dinamik planlama gibi dijital çözümler sayesinde araçlarımızın gereksiz hareketini minimize ediyoruz. Böylece aynı operasyonu daha az kilometreyle tamamlayarak karbon emisyonumuzu doğrudan azaltıyoruz.
