Normalleşme Sürecinde Markaların Stratejileri


Özgenur R.KURTULDU

Özgenur R.KURTULDU

Okunma 03 Temmuz 2020, 13:49

Zihinsel olarak kendimizi yaralanmış ve korku dolu hissettiğimizde, daima yanımızda olacak birine ihtiyaç duyarız. Yeni normal sürecinde, tüketicilerin markalardan beklentisi de bu yönde. Bu zor günlerde tüketiciyi önemsediğini gösteren, bunun iletişimini yapan markalar ön plana çıkacaklar ve bu markalar tüketicileriyle uzun soluklu duygusal bir bağ kurabilecekler.

Pandemi başta tüketim olmak üzere bütün yaşam tarzımızı değiştirdi. Zamanımızı geçirme şekli, tüketim alışkanlıkları, satın alma yöntemi, ödeme sistemleri, yaşam önceliklerimiz ciddi değişimlere uğradı. Günlük yaşantımızda, tüketici olarak alışveriş yapma biçimlerinde ve markaların satış tekniklerinde köklü değişiklikler yaşanıyor, salgın sonrasında değişen alışkanlıkların bir kısmının kalıcı olacağı düşünülüyor. Örneğin Covid-19 döneminde nakit para kullanımı yerine özellikle temassız kartlarla daha çok ödeme yapıldığı ortaya çıktı. Virüsün en çok bulaştığı maddeler arasında kağıt ve madeni paralar da yer alıyor.

Normal Akışımıza Dönünce

Koronavirüs online alışveriş ilişkisi pazarlama dünyasının son günlerde en çok konuşulan konulardan birisi. Salgının tüm dünyayı etkisi altına alması ile herkes evlerine kapandı. Özellikle global pandemi ilan edilmesinden sonra, dünyada pek çok şirket evinden çalışmaya başladı. Evinde oturan insanlar tüm günlerini dijital ortamlarda geçirmeye başladılar, dolayısıyla online alışveriş sitelerinin satışları ciddi oranda arttı. Koronavirüs salgını online alışveriş kullanım alışkanlığı yaratarak, salgın sonrasında bile e-ticaret hacmini büyütecek gibi gözüküyor.


Değişen Tüketim Alışkanlıklarına Uyum Sağlanmalı

“Gelecek geldi” diyebiliriz. Zira uzmanların uyarıları dikkate alındı ve pandemi döneminde fiziki para kullanımı ciddi ölçüde azaldı. İnsanlar artık para yerine daha fazla kredi kartı kullanıyorlar. Bu anlamda Türkiye’nin e-ticaret ile aldığı mesafenin birçok ülkeye göre daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye’de nakit ve kart kullanımına bakıldığında hane halkı içinde kartlı ödemelerin payı yüzde 41’lerde. Bu oran 2000 yılında yüzde 9, 2010 yılında ise yüzde 30’du. Güney Kore, İsveç, İngiltere gibi ülkelerde kartlı ödemelerin hane halkı tüketimi içindeki payı yüzde 60-70’lerde. Türkiye’de ise son 10 yılda yüzde 30’dan yüzde 41’e çıktı. Bu veriler de gösteriyor ki bu durum yeni değil; ancak koronavirüs gibi sıçrama noktaları ile e-ticaret ve uzaktan tüketim oranı artacak gibi duruyor.

Pandemi Sonrası Ne Olacak?

Covid-19 öncesi sosyal sorumluluk çalışmaları markalarla tüketici arasında duygusal bağ oluşturan ve sadakat yaratan bir faktördü. Artık sosyal sorumluluk bilinci hem tüketici hem de markalar için daha da önemli olacak. Özellikle şu durumda, markaların toplum sağlığını ne kadar önemsediği ve bunun için fayda yaratacak ne gibi çalışmalar yaptığı tüketicinin marka tercihini etkileyecek. Örneğin, markaların maske üretimine geçmesi, ücretsiz kolonya tedarik etmesi ya da araç kiralama firmalarının sağlık çalışanlarına özel ücretsiz araçlar sunması gibi adımlar tüketicinin gözünde markaların değerini artırdı.

Dijital Tüketim Alışkanlıkları Devam Edecek

Diğer yandan, dijital dönüşüm tarafında da önemli gelişmeler yaşıyoruz. Dijitalleşme koronavirüs öncesinde de hayatımızın bir parçasıydı; ancak tüketimin dijitalleşmesi ve e-ticaretin önem kazanması üstel bir ivme kazandı. Ayrıca e-ticaret alışkanlığı olmayan belirli yaş gruplarının da güvenlik nedeniyle e-ticarete yöneldiğini görüyoruz. Bu dijital tüketim davranışları, pandemi boyunca alışkanlık hâline gelecek ve bu davranışlar pandemi sonrası da devam edecek. Tüketici davranışını değiştirmek zor bir iştir ve değişimi etkili bir şekilde yönetemeyen markalar kaçınılmaz olarak zorluklar yaşayacaktır. Pandemi sonrasında, yeni normalin yaşanacağı dünyada, markaların yeni stratejilerini doğru kurmaları gerekiyor.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.